ÖĞRETMENE YAKARIŞ
Önce sevmeyi öğretmelisin bana, her güzel şeyin sevmekle başladığını bildiğim için.
Elimden tutup götürmeden atomun çekirdeğine. Oradan uzayın derinliklerine, yanı
başımdakiler tanıtmalısın ilkin: Annemi, babamı kardeşimi, sonra arkadaşımı, vatandaşımı
ve ulusumu. Vücudum kadar iyi tanımalıyım yurdumu. Savunmak için onurumu, güzelliğini
özgürlüğünü onun. Halkımı tanıtmalısın bana. Kendiminki kadar iyi bilmeliyim.
SEVGİSİNİ. KOKUSUNU, BİLGİSİNİ DUYGUSUNU ONUN.
Yaşamdan tat almasını öğretmelisin önce bana. Sabah kalktığımda, ezberlettiklerini
unutmuş olmak kaygısıyla ürpermemeliyim. Çicekleri sulamalıyım ilk iş. Öğrettiğin bir
türkü olmalı dudaklarımda, gönlümdeki güneşte sen olmalısın. Öyle şeyler öğretmelisin
ki bana, karda ve fırtınada hep ayakta kalabilmeliyim. Öğrettiklerin tozlu raflara
kalkmak zorunda kalmamalı. Pratik yaşamda karşılığını bulmalı hepsi. Yaşamda gerçeklerden
koparma beni. Ta içine dalalım seninle. Şu engin denizinde yol göster bana. Korkmadan
ilerlet beni, insan beyninin labirentleri arasında. Kabalığı bencilliği ve bağnazlığı
aşağılamayı, onlarla yılmadan savaşmayı öğret bana. 'Fikri hür,irfanı hür,vicdanı hür'bir
gençliğin parçası olayım senin katkınla. Düşüncem sınıfın dört duvarına çarpa çarpa
körelmesin; kütüphanede,laboratuvarda, tüm evrenin gizleriyle bilinip yaratıcı olmayı
öğretsin. Seninle araştırayım, gözleyeyim, yapayım. Sorularımdan, sendeki birikimi kendi
içime seni tüketme isteğimden korkma. Seninle beraber yeni buluşları, bilgileri izlemek;
tiyatrolara, konserlere gitmek, çağımı seninle yorumlamak istiyorum. Bunu başarabilmek
için okumayı öğret bana, ama anlayarak ve usa vurarak okumayı. Ve ana dilimi öğret bana;
anlamak ve anlatabilmek için....
Yaşam değer kazanmalı bana verdiğin değerlere inandıkça.
Kurtar beni, insanı boğan anlamsızlıklar batağından, yalanlardan, bireyci bunalımlardan.
Bir incir yaprağına bakmasını öğret bana, kendi avuçlarımın içinde gezebilmeyi ve
gökyüzünün her yerde mavi olduğunu. Acımayı öğter bana. Yanımdaki mutsuzken gülmenin
anlamsızlığını göster. Özüm karamsarlık değil, sevinç ve çoşku olsun. Gülümse hep bana.
Siteminde bile iyi niyetini sezerim. Israr edersem gerçeklere gözlerimi kapamakta, ağzımı
açmayıp kulaklarımı tıkamakta, uyandır beni tokat gibi sesinle.
YAŞAM DENEN İKİ BİLİNMEYEN DENKLEMİ ÇÖZERKEN YANIMDA OL, KARŞIMDA DEĞİL.
Mahsur kaldığım köyümde bile gel, bul beni. Yardım et, kurtarayım köyümü hala ortaçağın
kara ekmeğini yemekten. Köyümü sevdir bana. Bilmeliyim; uzaklarda daha kalkınmamış
yaşamlar olduğunu. Anadolu'mda daha bahtsız topraklar var; onları da bilmeliyim. Gitmem,
görmem ve daha çok öğrenmem için isteklendirmelisin beni. Ama içime öyle bir tohum
atmalısın ki, serpildikçe çiçekleri, meyvesi, yurt sevgisi olmalı. Çeşmesinden su
akıtmayı, buğdayından bire bin almayı öğrenmeliyim senden.
KÖYÜMÜ SIMSIKI KUCAKLAMALIYIM, SEVGİMLE BİLGİMLE.
Hepsinden de önce ATATÜRK'ümü öğret bana. Kalıplaşmış sözlüklerle, anlamsızlaşmış
tarihlerle donmasın O. Çağımı usumla, emeğimle yorumladıkça ben, yaşasın O Yurdumun
bayındır toprakları üzerinde.
ÖĞRET BANA Kİ, KARA TOHUMDAN ÇIKIP BİR BAŞAK GİBİ IŞIKLI GÖKLERDE SAVRULAYIM;
YURDUMUN EKMEĞİ, İNSANLIĞIN YÜZ AKI OLAYIM.
Kaynak bilinmiyor
(Bir lisenin iz dergisinde yayınlanmış)
|