Narçiçeğim...

Sana yazmayacağımı söylemiştim ama bak yine yazıyorum.. Ömrümde verdiğim sözleri tutamadığım tek insansın, elimde değil engelleyemiyorum.. Benim de tek övündüğüm konuydu verdiğim sözleri tutuyor olmam.. Arkadaşlarım, dostlarım duysalar inanmazlardı. Ben de inanmıyorum ya; boşver. Buna rağmen bunları niye yazıyorum inan bilmiyorum.. Son kez sana bunları anlatacağım. Duygu sömürüsü değil, inan bana… Evet, son kez yazıyorum. Daha fazla kendimi küçük düşürmeyeceğim sana… Sen beni aramayarak bana olan sevginin, aşkının, duygularının ölçüsünü gösterdin. Yani kontrol edilebilir boyutta bana olan aşkın, daha fazla değil. Ben de bugünden itibaren kontrol edilebilir boyuta getirip seni sonsuza dek öyle seveceğim.... Fark ettim ki hayatım bomboşmuş ve sen dolduruyormuşsun… Ve ben fark ettim ki seni sevmek dünyanın en güzel duygusuymuş ve yine biliyorum ben adam gibi sevmeyi beceremiyorum… Dedim ya, zaten adam gibi sevemem ben. Sevmelerim de değersizdir ve sevgimi gösterme şeklim de insanları mutlu etmez. Tıpkı sende olduğu gibi. Ben yalnızca deliler gibi aşık olduğumda böyle yazılar, şiirler yazarım ve hep bencil olurum. Hep benimle olsun isterim hakkım yokken. Sende de bu böyle oldu hep, benle ol istedim. Belki de benden soğudun, sırf bu yüzden belki de sana yazdığım şiirlerden dolayı benden nefret ettin. Sırf bu yüzden iki üç haftadır sana yazdıklarımı yollamamaya özen gösteriyorum. Bazen kendimi tutamadığım olmuştur. Affet beni…

Güler yüzüm İda dağındaki aşk tanrıçam

Ben adam gibi sevmeyi beceremem, ki gene böyle oldu şimdi. İnan bana yalnızlığımı, biçareliğimi anlatamam sana. Çok ama çok yalnızım. Gecem, gündüzüm, sabahım, akşamım, hücrelerim yalnız senle geçirdiğim o kısa anlar dışında hep yalnızdım ve çaresizdim… Hiç kimse beynimdeki, kalbimdeki, yüreğimdeki, içimdeki boşluğu senin gibi doldurmadı. Hiçbirini seni sevdiğim gibi sevmedim ki. Hiç kimseyi böyle aramadım ki. Hiç kimse bana şarkılar söyletmedi, şiirler yazdırmadı, mektuplarla uğraştırmadı. Hiç biri bana “Seni deliler gibi seviyorum” dedirtmedi… Ben içimdeki yıldızı, ateşi sana tarif edemiyorum. İlk defa duygularımı anlatamıyorum. İlk defa kendimi ifade edemiyorum. İlk defa çaresizim. İlk defa bu kadar yalnızım. İçimdeki boşluk senin boşluğunla yüzbin kere yüzbin yüzmilyon kere yüzmilyon kat daha arttı ve ben bu gece hiç uyumadım. Ama senle ilgili değil, tamamen içimdeki aşkla ilgili. İçimdeki boşlukla, içimdeki sevgiyle, içimdeki senle ilgili. Ben senin saçlarını koklamanın ne olduğunu ve hayatımı nasıl kapladığını öğrendim. Senin ellerinin yüzüme değdiğinde sihirli bir değnek olup nasıl beni mutlu ettiğini bütün tatminsizliklerimin yok olduğunu anladım. Sol elinin sağ elimi tutuşunu ve aynı anda sağ elinle nasıl bütün boşlukları doldurup hayatımda kötü ne varsa sildiğini.. Sağ elin sihirliydi sanırım.. Dudakların bana nasıl zamanlar arasında yolculuk yaptırırdı anlatamam. Sana bir boyuttan diğer boyuta geçtim. Yani ölümlü dünyadan beni ölümsüzlüğe taşıdı. Dudakların da sanırım sihirliydi… ben Prometheus oldum seninle. Sen se zümrüdü anka kuşum oldun benim hiç ulaşamayacağım..

Kaf dağım kara sevdam

Seni daha fazla meşgul etmeyeceğim.. Sana saklayamayacağın satırlar yazdığım için affet beni. İçimdeki hücrelerin senden olduğundan eminim artık. Her hücremin her atomundasın. Her atomun her parçasındasın belli ve ben ölümü yaşıyorum şu an. Ölümün içinde değilim ama şu an yaşadığım yalnızca ölüm ve unutmayı, kontrol etmeyi öğreneceğim az sonra. Biraz sonra sonsuza dek içimde yaşatabilmek için seni: hücrelerimdesin ve ben her hücre yenilenmesinde yani her parçalanmada biraz daha çoğaldığını hissediyorum. Biraz daha çoğalıyor, bunlar son çoğalmalar diyorum her seferinde. Her seferinde birazdan bitecek diyorum. Birazdan azalacak, birazdan yok olacak diyorum, olmuyor. İçimdeki fırtına oluyorsun birden, aniden tekrar doğduğumu hissediyorum, tam ölümü yaşarken yeniden doğuyorum seninle…

Güler yüzüm, aşk perçemim

Beni ne güzel terk ettin diyorum. Beni ne güzel terk ettin, sana hiçbir kötülüğü yakıştıramıyorum. Beni ne güzel terk ettin diyorum, ne güzel senle olan seni içeren her şey çok güzel. Beni terk etmen bile güzel. Kızamıyorum sana, kızmıyorum. Zaten hakkımda yok. zaten beni sevmen bile bana yetti. Ömrümün geriye kalan kısmında hep seni, hep sarılmalarını, hep öpmelerini, hep.. hep hatırlayacağım ve bana yetecek. Beni ne güzel terk ettin diyorum. İçimdeki aşksın

Hoşça kal…

Müge Nalbantoğlu
Nisan 2005

Click here to send this site to a friend!

Defterim