ZELİHA

Bir köy öğretmeniydi Zeliha
Kuş uçmaz
Kervan geçmez
Kurak gönüllerin rüyası
Ha çıktı
Ha çıkacak derken
Ona vurmuştu
En çetininden
Cehalet savaşının ilk kurası

Bir tufan
Bir tipi
Ayaz…
Nasıl da işledi iliklerine
Oysa yaz günlerinde
İçtiği ayrandan tanırdı ancak
Saldırıyordu karakış arsızca
O ki!
Sırça sarayların narin çocuğu
O ki!
Annesinin nazlı kızı Zeliha

Minikler göründü rengârenk
Cıvıl cıvıl yankılandı sesleri
Isınıverdi bir anda bedeni
Ayazmış,tipiymiş, tufanmış
Umurunda değildi hiçbir engel
Bilgi dolu, hayat dolu
Ve sevgi doluydu
Tıka basa heybesi

Filizler getirdik diyordu analar
Mahzun bakışlarıyla
Senin yüreğin sulak
Ek bunları uçsuz bucaksız
Gönül tarlana
Besle, büyüt engin dağarcığınla
Çürütmeden, incitmeden, ezmeden
Boy boy kök salsınlar yurduma

Sana elmaslar getirdik diyordu
Babalar haşin bakışlarıyla
Yont, işle, ver şeklini
Ustası sensin
Kırmadan
Parçalamadan
Etmeden ziyan
Bil ki bu topraklarda
Beklenen sendin
Işık sendin
Yarın sendin Zeliha

Giydi sabır kaftanını sımsıcak
Okşadı güneş gözlü
Minik nur simaları…
Sundu heybesindekileri
Kucak kucak

Yürüyordu
Kadife tene bürünmüş
Çelik adımlar
Yürüyordu
Dev gibi umutları taşıyan
Yürüyordu
Yılmadan…
Yılmadan…

Ayşe Ceyhan

Click here to send this site to a friend!

Defterim