SEN GİDERKEN (Oğluma)
Sen giderken benim de içimden bir şeyler koptu… Sanki parçalara bölünüyordum.
Elimden bir şey gelmedi. Gücüm sadece gözyaşıma yetti. Akıttığım her damla gözyaşımda
sen vardın sen oğlum. İlk göz ağrım, ilk aşkımsın. Şimdi gurbettesin ama benim yüreğim
de senin yanında kuzum. Acaba şimdi ne yapıyorsun? Sabah kahvaltını yaptın mı oğlum?
Ya, akşam yemeğini yedin mi? Mantıyı seversin diye sana mantı hazırladım, yanına gelince
pişirip ellerimle yedireceğim oğluma. “Hadi biraz daha ye…” dediğimde “oofff anne çocuk
muyum?” derdin ya, bunu bile özledim oğlum… Yanımda olsan da gene “ben çocuk muyum?” diye
sitem etsen yavrum… Ben seni çok özledim…
Bugün zil çaldı, Duygu’yla oturuyorduk. Kapıyı açtım, adamın biri elinde papatyalar, kır
çiçekleri ve 5 tane gül yeşim taşlarıyla hazırlanmış çok şık vazo içindeydiler. Bir an
“galiba adres soracak” dedim ama Pınar Karaca siz misiniz?” deyince şaşırdım… “Evet benim”
dedim. “Bunlar size” deyince gözyaşlarına boğuldum bitanem. Ne kadar düşüncelisin sen! ne
hayırlı evlatsın!
Almanya’dan benim doğum günüm için sürpriz yapmıştın. Nasıl mutlu oldum anlatamam.
Gene gözyaşlarım aktı…
Rabbim herkese senin gibi evlat nasip etsin. Bahtın açık olsun kuzum. Ben senden razıyım,
Rabbim de senden razı olsun.
Oğlum, Mevla’m seni her iki cihanda aziz eylesin. Seni koruyup kollasın. Sen bana evlattan
öte arkadaş, sırdaş ve yol gösterenimdin. Yokluğun o kadar içimi yakıyor ki! Ama bu ayrılık
senin geleceğin için. Mecburum bu hasrete dayanmaya. Yeter ki yavrum, sen iyi ol, mutlu ol;
ben bu hasrete dayanırım.
Oğlum; canım, kanım, her şeyim; seni en emine, Rabbime emanet ediyorum…
NEHİR KAR
|