......................................................................
......................................................................
Ah gül pembe,
Dolu dizgin bir kısrak geçti.
Sen gelmeden hemen önce.
Güneş batmaya hazırken
Ufuk turuncuya keserken
Ah bir görecektin.
Nasıl hızlı
....say ki rüzgar
......... say ki firtına.
......................................................................
......................................................................
Palandökenleri aşmış gelmiş.
Koyaklardan geçmiş gelmiş.
Ah ne güzel, ne güzel.
Yelesi tunç, ayakları gümüş mü desem.
Şimdi geçti senin önünden.
Dört nala doğuya doğru.
Doludizgin doğuya doğru.
Tozuttu toprağı giderken.
Bir derdi vardı gül pembem.
Baldıran çiğniyordu ağzında.
Ağıt ağıt yutkunuyordu.
İki damla yaş süzülüyordu gözlerinden.
Ağıt ağıt ağlıyordu.
Bozkır düşüyordu gözlerine.
Ah o gözleri / kara elmas mı desem.
Ne de güzel bakıyordu.
......................................................................
......................................................................
Gördüm gül pembem.
Göz bebeklerinde enez bir ışık titriyordu.
Umut mu desem, direnç mi bilmem.
Öptüm yelesinden uğurladım.
Dört nala doğuya doğru / dolu dizgin doğuya doğru.
"Var git," Dedim, "Selam söyle.
Fırat'a selam söyle.
Firuze giyinsin nehir.
Küllerinden doğacaktır bir şehir.
Yeni güneşler doğuracak ufuklar.
Mavi mavi gülecek bulutlar.
Engerekleri boğacak saklandıkları çukurlar."
......................................................................
......................................................................
"Var git," Dedim, "Selam söyle.
Ağlamasın analar.
Halaya dursun oğlanlar.
Zılgıt çeksin kızlar.
Gelinlere selam söyle.
Perçem düşürsünler nar çiçeği yanaklara.
Al yüreğimi berdel ettim.
Götür intihar arifesi kadınlara.
Al, ellerimi kurban ettim.
..... Akan kana kurban ettim
Al, gözlerimi kurban ettim.
...... Tüm acılara kurban ettim.
Var git eğlenme burda,
muştu götür doğmamış çocuklara."
......................................................................
......................................................................
Ah nasıl sevindi / nasıl sevindi gül pembem.
Bedir asıp yelesine.
Poyraz gibi esti gitti.
Say ki zıpkın gül pembem / say ki bir kargı gibi.
Karanlığı tam ortasından yardı gitti.
......................................................................
......................................................................
Nuriye DÜNDAR
|