SEVGİLERİ NEFRETE DÖNÜŞTÜRMEK

Sevgileri nefrete dönüştürmeyelim.

Sevgi ve nefret, tam anlamıyla ters anlamlı iki kelimedir. Biri nasıl diğerine dönüşebilir gibi bir soru hemen akla gelebilir. Ama farkında olmadan veya olarak birçoğumuz sevgiyi nefrete kolayca dönüştürüyoruz. Üstelik bunu sık sık yapıyoruz. Bunun nedeni olayları gerçek değerine göre değil de kendi beklentilerimize göre değerlendirmemizdir.

A futbolcusu çok iyi oynuyor. Takımın başarıdan başarıya koşmasında büyük pay sahibi oluyor. B futbolcusu ise orta kalitede bir futbolcu. Takımın başarılarında da pek katkısı olduğu söylenemez. Şimdi bir düşünelim; Hangi futbolcu sevilir? Tabi ki A futbolcusu. B futbolcusunu ise sevmeyiz ama nefret de etmeyiz.

Birkaç yıl böyle gittiğini düşünelim. Artık herkes A futbolcusundan çok şeyler bekliyor. Gel gelelim bu fotbolcu eski formunu koruyamadı artık vasat bir futbol oynamaya başladı. Takım başarısız sonuçlar almaya başladı. Hepimiz suçu kimde buluruz? Takımın tüm başarısızlığını A futbolcusunun vasat oyununa bulmaz mıyız? A futbolcusu artık nefretleri üzerine çekmeye başlamaz mı? Oysa A futbolcusu hala B futbolcusundan kötü oynamayıp, onun seviyesinde futbol oynuyor. Şu anda her ikisi de aynı seviyede futbol oynadıkları halde neden A futbolcusundan artık nefret ediyoruz da B futbolcusunu hiç mi hiç suçlamıyoruz.

Olayın nedeni çok basit; Biz A futbolcusunun iyi bir futbolcu olmasına şartlanmışız. Onun iyi futbolcu olmak görevidir diye düşünüyoruz. Diğer bir bakış açımız da şu ki; ikisi de aynı seviyede olmakla birlikte A futbolcusu daha önceleri çok iyi oynuyordu ve takımın başarısında büyük pay sahibiydi ve şimdi öyle olmadığı için biz ondan nefret ediyoruz. Yani A futbolcusunun daha önce iyi futbol oynamış olması şimdi onu suçlu durumuna getiriyor.

Yaşamda bunun gibi çok sayıda örnekle karşılaşabiliyoruz. Bir zamanlar çok sevdiğimiz, çok mutlu günler geçirdiğimiz birinin bir şekilde artık bizden soğuması bizde ona karşı nefret uyandırır. Eskiden beri hiç sevmeyen birine ise ne sevgi, ne de nefret duyarız. Öyle ise ilk kişinin bir zamanlar çok sevdiğimiz biri oluşu, onun da bizi sevmesi, bize mutlu günler yaşatması onun suçu durumuna geliyor.

Tüm bunlar yukarıda da belirttiğim gibi, bizlerin olayları beklentilerimize göre değerlendirmemiz nedeniyledir. Oysa mantıklı düşündüğümüzde, bir zamanlar çok sevdiğimiz ve bizi çok seven, çok güzel günlerimiz olan kişi artık bizi sevmeyip terk etmişse ondan eski iyi günlerimiz için nefret etmeyip sevgimizi sürdürmemiz gerekmiyor mu?

Eski günlerimiz hatırına, bize o mutlu günleri yaşattığı için ondan nefret etmeyip ona karşı içimizdeki sevgiyi yaşatmamız gerekmiyor mu?

Sevgiler her an katlanarak bize geri dönebilir. Yollar umulmadık bir anda tekrar birleşebilir. Ama nefretler sevgileri mezara gömer. Bir daha birlikteliğe olanak tanımaz.

Nefret etmeyelim, sevelim.

Sevgileri nefrete dönüştürmeyelim.

Kadir Tozlu
06/01/2003


BİR KONUK GÖRÜŞÜ


Eski günlerimiz hatırına, bize o mutlu günleri yaşattığı için ondan nefret etmeyip ona karşı içimizdeki sevgiyi yaşatmamız gerekmiyor mu?
Gönüller hep bunu istiyor zaten can... Ama bazen karşı taraf nefrette ısrarcı oluyor ve bizler çaresiz kalıyoruz...
Çok beğendiğim çalışmalarından biriydi babacım... Eline, kalemine sağlık...
Figen Meltem Ege-31.03.2009

Defterim