MAHALLENİN DELİSİ

Çok garipsediğim bir sözdür bu “mahallenin delisi” sözü.

Aynen “mahallenin postacısı”, “mahallenin bekcisi” v.s. gibi kullanılıyor.
Sanki tüm mahallelerin bekci veya postacı gibi özgün birer delileri var.
Birden fazla olması da söz konusu olamaz bu durumda.
Hemen itiraz eder biri diğerine karşı; “Bu mahallenin delisi benimmmmm”…

Peki ya delisiz kalırsa mahalle?
Olur ya; delilerin de ömrü biter. Veya belli mi olur, deliliği tedavi olur, iyileşir.
O zaman mahalle delisiz kalır.

Ya gazeteye ilan vererek deli aranır, şöyle bir ilanla;
“Güzel mahallemizde deli kontenjanımız boşalmıştır. Başvurular gizli tutulacaktır. CV’lerinizin (deli raporu dense daha iyi olur aslında) şu e-posta adresine gönderilmesi rica olunur.”
NOT: Başvurunuz kabul edilmese de dünyanın sonu değil ya, buzları çözülmemiş başka bir mahalle bulursunuz.

Ya da gider tımarhaneden deli talebinde bulunursunuz (yetimhaneden çocuk talebinde bulunma gibi)
O zaman mahallenizin verecekleri deli için yeterli olup olmadığı tımarhaneden gelecek bir ekipçe incelenir. Ekip gelmeden mahallede çok iyi hazırlık yapmak gerekir. Yoksa delisiz kalma durumu var mahallenin. İster misin raporda “mahallenizin delilerimiz için yeterli olmadığı anlaşılmıştır…” desinler?

Ha! Bir de, deli sayısı 1 iken 2 ye çıkarsa; Olur ya, birisi delirir (Bu hayat koşullarında normaldir)…
O zaman delileri delilik sınavından geçirip birini mahalleden kovmak gerekiyor. Kovmak biraz ağır karar olur. Kırıcı oluruz delimize karşı. En iyisi tedavi için tımarhaneye göndermek…

Ah şu mahallenin delileri…
Neler açtınız başımıza…

Kadir Tozlu
05/09/2007


KONUK GÖRÜŞLERİ


Yüreğinize sağlık Kadir kardeş, okurken bir ara güldürdünüz, çok sağolun. çok güzel anlatım bunlar, severek okudum tebrikler.
Hikmet Atiş-03.11.2010

Hemen hemen her mahallenin de bir delisi vardır di mi?
Edirne'deki mahallemizin üç tane delisi vardı ama :))))
Delilerden biri nerde oturuyordu bilmiyorum, sürekli bizim kapıdan geçerdi kendi kendine konuşup, alkışlaya alkışlaya...
İkinci deli, hemen karşımızda otururdu hiç konuşmadan, elinde bir top... Topu okşaya okşaya...
Üçüncü delimiz tehlikeliydi... O saldırıyordu insanlara... Ailesi sık sık evde bağlıyormuş onu... Zaten sonunda bir gün bağlı olduğu iplerden kurtulup halasına saldırmış ve kadını öldürmüştü... Sonra akıl hastanesine kapatılmıştı...
Figen Meltem Ege-01.04.2009

Deliler olmazsa zaten kimin akıllı olduğu da bilinmez. Herkesin biraz deliliği var allah versin. Yani mahalleninde tek bir delisi olsun ki nümune olarak bilinsin örneğimiz budur diye. Sagol efendim.
Selami Tıraşlar-06.09.2007

Delilik hepimizde olabilir de... Kim bilir... Kimimizin içinde, kimimizin dışında... Sevgiyle Kalın. Saygılarımla...
Haluk Kalkay-06.09.2007

Her mahallede vardır öyle mimli tipler, mahhalenin delisi, delikanlısı, serserisi gibi yakıştırmalar. Bizim mahallenin delisi kaybolunca ne yapmak gerekeceği belli; gazete ilanı:-))
Sevilay Şahbaz-06.09.2007

Uluslararasi toplumlarda genel bir kültür anlayisi "mahalle delisi" ya da "mahallenin delisi". Her mahallenin bir delisi(!) var. TV ile beslenen bir toplumuz. Haliyle espiriler günlük hayatımızda ileriki zamanlarda bilincaltımıza yerleşiyor.

Evet Sayın Kadir Hocam, "mahallenin delisi' kavramı güncelliğini hiç yitirmemiş bir olay...
Hiç değilse her insan bizim de "mahallenin delisi" var diyebiliyor...

Çok tsk. ederim güzel bir konuydu yanaklara hos bir tebessüm konduran...
saygilarimla.
Yakup İcik-06.09.2007

Hocam çok güzel bir nesir yazıydı. Bana Zeki Alasya ile Metin Akpınarın DELİLER tiyatro oynunu hatırlartınız. Kutlarım kalemini ve yüreğini. Saygılar.
Erol Sagun-06.09.2007

Üstad harika olmuş, kalemin daim olsun, saygılar.

Ya da gider tımarhaneden deli talebinde bulunursunuz (yetimhaneden çocuk talebinde bulunma gibi)
O zaman mahallenizin verecekleri deli için yeterli olup olmadığı tımarhaneden gelecek bir ekipçe incelenir. Ekip gelmeden mahallede çok iyi hazırlık yapmak gerekir. Yoksa delisiz kalma durumu var mahallenin. İster misin raporda “mahallenizin delilerimiz için yeterli olmadığı anlaşılmıştır…” desinler?
Mehmet Emre Aslantürk-01.04.2009

Gülümseten bir paylaşımdı süperbaba, yüreğinize sağlık...
Ramazan Yaşar-05.09.2007

Hocam, harika bu ya, valla yorum yazmakta zorlanıyorum gülmekten, acıklı bir şarkı sözü yazıyordum, oda gitti. Ben bu sizin hikayeden sonra zor acıklı yazarım artık. Yüreğinize sağlık Hocam. inanın dahada gülüyorum, gülme kırizine mi yakalandım acaba? Tam puan Hocam. Sevgi ve Saygılar.
Berkay Kur-06.09.2007

Emeğinize sağlık... çok güzel bir yazı olmuş... Gerçekten delisi olmayan mahalleye mahalle bile denmez... Bizimde var delimiz... Ama onla konuşunca acaba o mu deli yoksa etrafımdaki akıllı geçinenler mi deli çözemiyorum...
Ekim1903-05.09.2007

Bence bu yaşam şartlarında ve bu hengame içinde ben akıllıyım diyen delidir inanın bana sevgili abim.

Her şey o kadar kirlenmiş ve o kadar basitleşmişki insan baktıkça akıl sınırları zorlanıyor ve o zaman da "ben deliyim galiba" demeye başlıyor. Bundan endişeniz olmasın.

Güzel bir yazı okudum yüreğinizden akıp gelen. Kutluyorum kaleminizi ve yüreğinizi. Saygı ve sevgilerimi bırakıyorum sayfanıza ve yüreğinize.
Türkan Dinçer-05.09.2007

Ya da gider tımarhaneden deli talebinde bulunursunuz (yetimhaneden çocuk talebinde bulunma gibi)
O zaman mahallenizin verecekleri deli için yeterli olup olmadığı tımarhaneden gelecek bir ekipçe incelenir. Ekip gelmeden mahallede çok iyi hazırlık yapmak gerekir. Yoksa delisiz kalma durumu var mahallenin. İster misin raporda “mahallenizin delilerimiz için yeterli olmadığı anlaşılmıştır…” desinler?

Ha! Bir de, deli sayısı 1 iken 2 ye çıkarsa; Olur ya, birisi delirir (Bu hayat koşullarında normaldir)…
O zaman delileri delilik sınavından geçirip birini mahalleden kovmak gerekiyor. Kovmak biraz ağır karar olur. Kırıcı oluruz delimize karşı. En iyisi tedavi için tımarhaneye göndermek…

Ah şu mahallenin delileri…
Neler açtınız başımıza…
Allah razı olsun üstad, gülmekten öldürdünüz beni. Çok ömürsünüz. Çok güzeldi. Beğeniyle okudum. Yüreğinize sağlık. Sevgiyle.
Menekşe Gülay-05.09.2007

Çatık kaşlarımın arkasından beliren küçük tebessümlerle okudum yazınızı.
Ve anladım ki gülümsemeye o kadar ihtiyacımız varmış ki! nerdeyse acıları yorgan yapıp üzerimize ellerimizle çekmişiz.

Moral arayan ve gülümsemeye hasret gidenlere eminim ki ilaç gibi gelecektir.
Daha nice kasılan yüzlere tebessümler eklemen dileğiyle.
Babam sen çok yaşa.
Azime Gürlek-05.09.2007

Defterim