Konuyu yazan: Sevgipinari
Konu: Kötülüklerden örnek mi alıyoruz?
Yazılma tarihi: 26/11/2002 15:46:34
Mesaj:

Dişçi koltuğunda kardeşimin dişinin çekilmesi işlemi uzadıkça onun gibi beni de ter basıyordu. Bir yandan onun çektiği acıları hissediyor gibiydim, bir yandan da cebimdeki 30 liranın yetip yetmeyeceği endişesi içindeydim. Kardeşim askerden yeni dönmüş, cebinde parası yok, ben ise öğrenciydim. Dişçinin penceresinden sokağa baktığımda taksi durağında ağabeyimin arabasını bekler gördükçe içim biraz rahatlıyordu. Sonunda çekim işi bitti, hesap ödenecek. “Borcumuz nedir?” diye sorduğumda aldığım cevaba inanamadığımdan anlamamış gibi yaptım tekrar sordum. Aldığım yanıt aynıydı; “50 lira!”. Pencereden sokağa baktım, ağabeyimin arabası yoktu. Dişçiye utana sıkıla yanımda yalnızca 30 lira olduğunu söyledim. Kalanını daha sonra getirmeyi teklif ettim. “İnsan önceden tedbirli olmaz mı?” diye söylenip durdu dişçi. Kendisine hüviyetimi bırakmak istediğimde ise kibarlığı elden bırakmayıp “rica ederim” demesine rağmen söylenmeyi sürdürdü. Oradan öylece buruk ayrıldık. Neden sonra o dişçiye uğramak gelmedi içimden. 20 lira paradan olmamak için mi yoksa o yüzü tekrar görmemek için mi bilemeyeceğim.

Acil vesikalık gerekliydi. Bir yerde acele vesikalık çekilir yazısını gördüm. Girdim içeri ve vesikalık fiyatını sordum; “6 tane 15, 12 tane 20 lira” yanıtını aldım. 6 tane çektirebilecektim. Çünkü cebimde yalnızca 15 lira vardı. Ancak fotoğrafları almak istediğimde 12 tane yapılmış olduğunu gördüm. Ben yalnızca 6 tane istediğimi ve cebimde de 15 liram olduğunu söylediğimde “Önemli değil” yanıtını aldım. Fotoğrafları alıp gittim ama ilk fırsatta 5 lira farkı ödemek için gittim. “Getirmene gerek yoktu ki. Ben onu çoktan unutmuştum.” Yanıtını aldım.

Bu iki olaya benzer olaylar başka zaman da yaşadım ama en kolay anımsadığım nedense 1970’li yılların başlarında başımdan geçen bu iki olaydı. Bir karşılaştırma olması bakımından da o sıralarda belediye otobüslerinde öğrenci biletinin 1 lira olduğunu anımsatmak isterim.

Fotoğrafçının örnek davranışı beni oraya çekmişti. Ödemeyi seve seve yapmıştım. Bir iyi davranıştan örnek alıp ben de örnek bir davranış göstermiştim. Peki dişçinin davranışını da mı örnek almıştım? Gözü paradan başka değer görmeyen bu kişinin örnek alınacak bir yanı mı vardı? Öyleyse neden parayı ödemeye gitmemiştim?

Davranışlarımız bize karşı yapılanın hemen sonrasında genellikle o olaydan etkilenmektedir. Bir başka deyişle başka olaylar bizi yönlendirmektedir. Bunun en güzel örneği iyiliğe iyilikle ve kötülüğe de kötülükle karşılık vermedir.

Birincisi iyi de ikincisi insanlık içinde bir yaradır. Kötülüğe kötülükle karşılık vermeye kısaca “intikam” da denmektedir. İnsanlığın yüzkarası olan bu duygu “kan davası” şeklinde gelenekselleştirilmiştir.

Neden öyleyiz? Bize kötülük yapan kişiye biz de kötülük yaparak “Aklın başına gelsin!”, “Bir daha yaparsan…” gibi sözlerle sanki o kişi bu davranışlarından caydırmak için yapmışız gibi kendimizi avuturuz. Bunun böyle olduğunu hiç sanmıyorum. Yukarıdaki örneklerden de görüldüğü üzere kötü davranış yine kötü davranışı getirmektedir. Bizim onu cezalandırmamızın da bize bir yararı olmamaktadır. Öyle ise neden yetkili makamların yapması gereken işi kendimiz yapmaya çalışırız?

Bir bakıma intikam almanın kişiyi ruhsal yönden rahatlattığı düşünebilir ama bunun bir şartlanma olduğunu sanıyorum. İradesini kullanan kişin kötülüğe karşı kötülükle yanıt vermenin kendisine bir yarar sağlamayacağını, aksine karşıdaki kişinin de bu yolu seçmesi durumunda kişinin bu davranışıyla kendi kendine zarar vereceğini düşünmesi gerekmiyor mu? Böylece kendisin o yönde şartlandırabilir.

Halk arasında soyların tükenmesine neden olan kan davaları, futbol sahalarındaki çirkinlikler ve komşu ülkelerle bitmeyen düşmanlıklar hep bu intikam duygusunun eseri değil midir? Şimdiye kadar bu düşmanlıklardan ne kazandık?

Neden sevgi değil de kin güdüyoruz?

Bu gidiş nereye?

Kadir Tozlu

Yorumlar:


Yorumda bulunan: dudaktan_kalbe
Tarih: 30/11/2002 17:50:38
Mesaj:

merhaba sevgili kadir abi
güzel ve anlamlı bir yazı.insan hayatında çok sık rastlanan davranışlara yer vermişsin.
burda sölemek istediğim karşımızdaki insanın yaptığı davranışlar bizde otomatik olarak karar mekanizmasını çalıştırır.ve kendi içimizdeki yargıya göre davrnışlar sergileriz.yaptığı davranış bizce yanlışsa bizde genelde yanlış davranışla karşılık veririz.kimi zaman bunu karşımızdaki insan hak edebiliyor.ama babamın dört yıl önce başımdan gecen bir olayda bana sölediği nasihat yazınızı okuduğumda kulaklarımda çınlamaya başladı.babam söyle diyordu"kötülüğe,yanlışlığa kötülükle yanlışlıkla cevap verirsen seninde o kötülüğü yapan insandan farkın kalmaz."ilk başlarda bu sözü anlayamamıştım.ama şimdi çok iyi anlıyorum.
bazen "içimdeki gençlik ateşine atıyorum sucu burda" bende onlar gibi dayanamayıp onlara kötülükle yanlışla cevap veriyorum.ama bu davranışı haketmeyen insanlar olduğu gibi hakeden insanlarda çıkıyorki dayanayıp onlara aynı yolla cevap veriyorum...
hayatınızın gönlünüzce olması tüm güzelliklerin sizi bulması dileğiyle sevgi ve saygılarımla


MUSTAFA AKDOĞAN


Yorumda bulunan: Sevgipinari
Tarih: 03/12/2002 14:36:30
Mesaj:

Haklısın Sevgili Mustafa, yazık ki gördüğümüz kötü davranışlar kaşşısında aklımızı yanlış yönde kullanıyor, kötü hareketlerden örnek alıyoruz. Tabi ki karşımızdaki de aynısını yaptığı sürece bu kötülükler sürüp gidiyor. İçleri sevgiyle dolup taşan Mevlana ve yunus Emre'nin bu konudaki dizeleri nedense aklıma gelmiyor ama benzer konularda peygamberlerden örnekler var;
"Sana taş atana sen ekmek at - Hz. Muhammed"
Hz. İsa bir gün halkın bir kadını taşladığını görmüş. Nedenini sorduğunda o kişinin bir fahişe olduğunu ve cezalandırdıklarını söylemişler. Bunun üzerine Hz. İsa'nın yanıtı şu olmuş;
"Haklısınız, cezalandırın. Ancak ilk taşı hiç hata yapmamış olanınız atsın!"
Bizler irademizi doğru yönde kullanmakta zorluk çekiyoruz ama bunu yapabilen nice insanlar var. Tüm yaşamın kötülüklerden uzak ve sevgi dolu olsun.

Kadir Tozlu


Click here to send this site to a friend!

Defterim