|
Konuyu yazan:
Sevgipinari Dişçi koltuğunda kardeşimin dişinin çekilmesi işlemi uzadıkça onun gibi beni de ter basıyordu.
Bir yandan onun çektiği acıları hissediyor gibiydim, bir yandan da cebimdeki 30 liranın yetip
yetmeyeceği endişesi içindeydim. Kardeşim askerden yeni dönmüş, cebinde parası yok, ben ise öğrenciydim.
Dişçinin penceresinden sokağa baktığımda taksi durağında ağabeyimin arabasını bekler gördükçe
içim biraz rahatlıyordu. Sonunda çekim işi bitti, hesap ödenecek. “Borcumuz nedir?” diye sorduğumda
aldığım cevaba inanamadığımdan anlamamış gibi yaptım tekrar sordum. Aldığım yanıt aynıydı; “50 lira!”.
Pencereden sokağa baktım, ağabeyimin arabası yoktu. Dişçiye utana sıkıla yanımda yalnızca 30 lira
olduğunu söyledim. Kalanını daha sonra getirmeyi teklif ettim. “İnsan önceden tedbirli olmaz mı?”
diye söylenip durdu dişçi. Kendisine hüviyetimi bırakmak istediğimde ise kibarlığı elden bırakmayıp
“rica ederim” demesine rağmen söylenmeyi sürdürdü. Oradan öylece buruk ayrıldık. Neden sonra o dişçiye
uğramak gelmedi içimden. 20 lira paradan olmamak için mi yoksa o yüzü tekrar görmemek için mi bilemeyeceğim. Acil vesikalık gerekliydi. Bir yerde acele vesikalık çekilir yazısını gördüm.
Girdim içeri ve vesikalık fiyatını sordum; “6 tane 15, 12 tane 20 lira” yanıtını
aldım. 6 tane çektirebilecektim. Çünkü cebimde yalnızca 15 lira vardı. Ancak
fotoğrafları almak istediğimde 12 tane yapılmış olduğunu gördüm. Ben yalnızca 6
tane istediğimi ve cebimde de 15 liram olduğunu söylediğimde “Önemli değil”
yanıtını aldım. Fotoğrafları alıp gittim ama ilk fırsatta 5 lira farkı ödemek
için gittim. “Getirmene gerek yoktu ki. Ben onu çoktan unutmuştum.” Yanıtını
aldım. Bu iki olaya benzer olaylar başka zaman da yaşadım ama en kolay anımsadığım
nedense 1970’li yılların başlarında başımdan geçen bu iki olaydı. Bir
karşılaştırma olması bakımından da o sıralarda belediye otobüslerinde öğrenci
biletinin 1 lira olduğunu anımsatmak isterim. Fotoğrafçının örnek davranışı beni oraya çekmişti. Ödemeyi seve seve
yapmıştım. Bir iyi davranıştan örnek alıp ben de örnek bir davranış
göstermiştim. Peki dişçinin davranışını da mı örnek almıştım? Gözü paradan başka
değer görmeyen bu kişinin örnek alınacak bir yanı mı vardı? Öyleyse neden parayı
ödemeye gitmemiştim? Davranışlarımız bize karşı yapılanın hemen sonrasında genellikle o olaydan
etkilenmektedir. Bir başka deyişle başka olaylar bizi yönlendirmektedir. Bunun
en güzel örneği iyiliğe iyilikle ve kötülüğe de kötülükle karşılık vermedir. Birincisi iyi de ikincisi insanlık içinde bir yaradır. Kötülüğe kötülükle
karşılık vermeye kısaca “intikam” da denmektedir. İnsanlığın yüzkarası olan bu
duygu “kan davası” şeklinde gelenekselleştirilmiştir. Neden öyleyiz? Bize kötülük yapan kişiye biz de kötülük yaparak “Aklın başına
gelsin!”, “Bir daha yaparsan…” gibi sözlerle sanki o kişi bu davranışlarından
caydırmak için yapmışız gibi kendimizi avuturuz. Bunun böyle olduğunu hiç
sanmıyorum. Yukarıdaki örneklerden de görüldüğü üzere kötü davranış yine kötü
davranışı getirmektedir. Bizim onu cezalandırmamızın da bize bir yararı
olmamaktadır. Öyle ise neden yetkili makamların yapması gereken işi kendimiz
yapmaya çalışırız? Bir bakıma intikam almanın kişiyi ruhsal yönden rahatlattığı düşünebilir ama
bunun bir şartlanma olduğunu sanıyorum. İradesini kullanan kişin kötülüğe karşı
kötülükle yanıt vermenin kendisine bir yarar sağlamayacağını, aksine karşıdaki
kişinin de bu yolu seçmesi durumunda kişinin bu davranışıyla kendi kendine zarar
vereceğini düşünmesi gerekmiyor mu? Böylece kendisin o yönde
şartlandırabilir. Halk arasında soyların tükenmesine neden olan kan davaları, futbol
sahalarındaki çirkinlikler ve komşu ülkelerle bitmeyen düşmanlıklar hep bu
intikam duygusunun eseri değil midir? Şimdiye kadar bu düşmanlıklardan ne
kazandık? Neden sevgi değil de kin güdüyoruz? Bu gidiş nereye? Kadir Tozlu Yorumlar: Yorumda bulunan:
dudaktan_kalbe merhaba sevgili kadir abi Yorumda bulunan:
Sevgipinari Haklısın Sevgili Mustafa, yazık ki gördüğümüz kötü davranışlar kaşşısında
aklımızı yanlış yönde kullanıyor, kötü hareketlerden örnek alıyoruz. Tabi ki
karşımızdaki de aynısını yaptığı sürece bu kötülükler sürüp gidiyor. İçleri
sevgiyle dolup taşan Mevlana ve yunus Emre'nin bu konudaki dizeleri nedense
aklıma gelmiyor ama benzer konularda peygamberlerden örnekler var; Kadir Tozlu
|