Çocukların “anneciğim”, “babacığım” sesleri cıvıl cıvıl iken annesi, babası veya her ikisi
de olmayan bir çocuk neler hisseder bilir misiniz? Anneler günü olur, babalar günü olur; ya
o günlerde? Bana sormayın sakın, ben bilemem çünkü ben evlenip çoluk çocuğa karışıncaya kadar
babam başımdaydı. Annem ise Allah uzun ömür versin, halen yaşıyor.
Ömrünü yetimlere adamış biri düşünün. İşte Cennet’lik budur demek gelir içinden insanın.
Kimin Cennet’e gideceğini yalnız Allah bilir. Buna rağmen “Cennet’te olacağından emin
olduğunuz birini söyler misiniz? ” diye sorulsa bana, aşağıda anlatacağım Kadriye Teyze
derdim. Hem de tereddütsüz.
Bir evde olgun bir kadın gerekiyor. O evin işlerini çekip çevirmek ve çocuklara gerekli olan
anne şefkatini verebilmek için. İşte bu anne olmazsa bu iki fonksiyonu evin en olgun hanımı
yerine getirmek durumunda kalır. 3 erkek ve 3 kızdan oluşan 6 çocuklu bir ailenin en büyükleri
olan Kariye de bu görevi üstlenmek zorunda kalmıştı. 15 yaşındaki Kadriye 5 tane yetim kardeşine
hem abla, hem de anne şefkati göstermek durumunda kalırken, yaşamının bundan sonraki bölümünde
hep buna benzer bir görevi üstleneceğini de asla bilemezdi.
Kadriye cahildi. O zamanlar köylerde okul bulunmazdı. Yakınlarında okul bulunan yerlerde de
kız çocukların okula verilmesi kabul görmezdi. Kadriye de okul görmemişti. Ayrıca o zamanların
yaşam tarzında bu yaştaki kızların kendisine teklif edilen evlenme taleplerini başkalarıyla
görüşmesi de olası değildi. Kimseye akıl danışması mümkün değildi. 15 yaşındaki bir cahilin
vereceği bir karara bağlıydı yaşamının bundan sonrası. Karar vermesi gereken de yine babası
gibi dul kalmış ve 6 tane çok daha küçük çocukları olan bir adamın teklifiydi. Teklif tabi ki
günümüzdeki evlenme teklifleri şeklinde değil, kaçırılma teklifleri şeklindeydi. Kadriye 5
yetim kardeşine olan ablalık ve annelik görevini bırakıp biri kız olan 6 çocuğa üvey annelik
görevini seçmişti. Köyün tabiriyle “kocaya kaçtı”. Bir söylentiye göre Kadriye’ye büyü
yapmışlardı.
Kadriye 6 tane yetime yetimliklerini unutturmakla kalmadı, 5 tane de kendi doğurdu. Üvey
çocuklarından en büyüğünü evlendirdikten sonra, 6 çocuğuna da hamile iken eşini kaybetti.
Son çocuğu Fazilet’i doğurduğunda tam 11 tane yetime hem anne, hem de baba olmakla yükümlüydü
artık.
Ailenin tak geçim kaynağı atadan kalma fındık bahçeleri idi. Kadriye teyze yaşamın tüm olumsuz
koşullarına göğüs gerdi, dul haliyle bu 11 tane yetime anne ve babalığını sürdürdü. İki üvey
oğlunu ve tek üvey kızını evlendirdi. Kalan iki üvey oğlu Şükrü ve İbrahim’i birer meslek sahibi
yaptı (her ikisi de ayakkabı ustası oldu) . Bu aşamada karadeniz insanının bir saplantısı
karşısına çıkıyordu; silah...
Günümüzde Karadeniz insanı Temeli ve Fadime’siyle anılırken o zamanlarda silahıyla anılırdı.
Silahlar yalnız düğün, derneklerde değil kavgalarda da kullanılmaktan geri durulmazdı. İşte
Kadriye Teyzenin üvey oğullarından evlilerle bekar Şükrü arasındaki münakaşada silahlar konuşmuş,
yaralamalar olmuş ve bu Şükrü’nün hapse girmesine neden olmuştu.
Kadriye Teyze bir yandan Şükrü’yü hapiste sürekli ziyaret ederek annelik görevini yürütürken
yavaş yavaş olgunlar sınıfına giren öz oğullarını da hayata hazırlamayı sürdürdü. Büyük oğlu
Hasan okumayı seçmişti. İlkokuldan sonra Öğretmen Okulunu bitirerek öğretmen oldu. İkinci oğlu
Mehmet, soba, teneke ustası oldu. Öz çocuklarının üçüncüsü olan kızı Zeynep kısmeti çıkarak
aileden erken uçtu. Bundan sonra gelen Hüseyin, Emine ve Fazilet ilkokulu bitirdikten sonra
Hüseyin Ticaret Lisesini, Fazilet Öğretmen Okulunu seçerken Emine Kur’an Kursuna giderek hafız
oldu.
Süleyman Demirel Hükümeti’nin çıkarttığı af yasası Şükrü’ye yaramıştı. Hapisten çıktığında tam
bir Demirel hayranı idi. Öyle ki bir süre sonra evlenince oğlunun ismini Süleyman koydu.
Ardından İbrahim de evlendi. Üvey çocuklarının hepsini başgöz etmişti Kadriye Teyze, şimdi
yalnızca öz çocukları kalmıştı.
Hüseyin Ticaret Lisesi bitiminde İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine girdi. Fazilet
Öğretmen Okulu’nu bitirerek ilkokul öğretmeni oldu. Hasan bir ebe ile evlendi. Bu aşamadan sonra
bir dizi şok olaylar oldu. Fazilet öğretmenlik yaptığı okuldan tanıdığı bir meslektaşına kaçmıştı.
Bu Fazilet’in annesine benzer kaderinin ilk görüntüsüydü. Bundan sonra Emine ve Mehmet de evlendi.
Ancak arka arkaya iki şok olay meydana geldi. Önce İbrahim’in hanımı öldü, arkasından Hasan’ın
hanımı bir kriz sonucu intihar etti. İbrahim’in bir kızı ve Hasan’ın bir kızı ile bir oğlu yetim
bakmakta artık uzmanlaşan Kadriye Teyze’nin şevkatli ellerine kalmıştı.
Birkaç yıl bu yetimlere bakıyor Kadriye Teyze. Sonra bu oğulları ikinci evliliklerini
yapıyorlardı.
12 eylül öncesi, Maltepe'den kötü bir haber geliyor. Kadriye Teyze’nin kaderi kendisine çok
benzeyen en küçük kızı Fazilet’in kocası bir terörist saldırı sonucu yaşamını yitiriyordu.
Fazilet hamile ve bir çocuklu olarak dul kalıyordu. Annesine benzeyen kaderinin diğer bir
görüntüsüydü bu. Yetimlere yine yetim bakmak konusunda uzmanlaşan Kadriye Teyze'nin şefkatli
ellerine düşmüştü. Çünkü Fazilet Hanım öğretmenlik yapıyordu. Yıllarca Fazilet Hanım'ın
çocuklarına baktı Kadriye Teyze.
Nihayet Fazilet ikinci evliliğini yaptı ve Kadriye Teyze özgür kaldı. Ancak Kadriye Teyze
özgürlüğün tadını çıkartmadı. Zaten tat çıkartmaya alışık değildi. O hak ettiği sonsuz yaşam
için son hazırlıklarına yapmaya girişti. Oğullarının ve kızlarının desteğiyle hac görevini
yerine getirdi. Hac dönüşü dostlara hediyeler getirmek adettendir. Benim de nasibim bir tespih
ve bir takke olmuştu. Bunları hevesle saklar ve takkemi başıma koyar namaz kılardım. Cuma
namazlarına giderken yanımda götürürdüm.
Annem tarafında irsi bir hastalık var. Şeker hastalığı. Annemde bulunmamakla birlikte
kardeşlerinde bu yaygın. Kadriye teyzemde de vardı. Kadriye Teyzem içine doğmuş olmalı ki
İstanbul'da aşağı yukarı tüm tanıdıklarını dolaştı ve birer gün kaldı. Tabi bizde de. Hepsinden
de ayrılırken 'Bir daha görüşmemek var' diye helallık aldı. Giresun'a gitti ve orada da aynısını
yapmış.
Giresun’a gittiğinden birkaç ay sonra ölüm haberini aldık. Acı çekmeden, bir banyo sırasında ani
bir kriz sonucu ruhunu teslim etmişti Kadriye Teyze.
Bıraktığı takke ve tespih şimdi benim için daha değerliydi. Onlar bana şu anda Cennette olması
kuvvetle muhtemel olan dünya iyisi Kadriye Teyzemin armağanıydı.
Nur içinde yatsın Kadriye Teyze. Her şeyin en iyisini ve en doğrusunu yapan Cenab-u Allah sanırım
onu Cennet'le ödüllendirmiştir. Cenab-u Allah başımızdan Kadriye Teyze’leri eksik etmesin.
Kadir Tozlu
(23/12/2003)

O yetimleri teslim aldı,
Nur topu gibi torunları bıraktı ardında...
Sevgilerimizle gitti Cennet'e...
Nur içinde yatsın...
|