Konuyu yazan:
Sevgipinari SADIK DOST Hz. Musa’ya Allah’tan "Bana en nankör kulumu bulup getir" diye bir emir
gelir. Hz. Musa koyulur yola. Bir kenarda bekliyen uyuz bir köpek görür. “Her
halde bundan nankör kul yoktur” diyerek ipi boynuna geçirip götürmeye başlar.
Yolda giderken köpek dile gelir; Merhum dedem anlatırdı bu hikayeyi. Ama köpeklerin en sadık dost olduğunu
nasıl da dile getiriyor. Gerçekten de eğitildiği taktirde en zeki hayvandır
köpekler. Doğu karadeniz bölgesinin kırsal alanlarında yerleşim çok dağınıktır. Benim
çocukluğumda evlerin arası 500-1000 metreyi bulurdu. Böyle olunca da evlerin
güvenliği için köpek beslemek zorunlu hale gelirdi. “Köpek kapısında ürer
(havlar)” diye bir deyim vardır. Gerçekten de köpekler evinin kapısında çok
saldırgan olurlar, buna karşılık evin uzağında son derece uysal hayvanlardır.
Köpeklerin saldırgan olanlarına “zalım” derler oralarda. Bu kelime aynı zamanda
fazla ağlayan bebekler için de kullanılır. Köpeklerin beslenmesi için özel bir köpek maması (köpek yalı) yapılır. Ama
ekmek de bulsa yerler. Köpekler için bildiğimiz bir kural vardır. Köpeğe ekmek
verirseniz bir daha size saldırmaz. Gerçekten de köpekler kendisine ekmek
verenleri asla unutmaz ve ona saldırmaz. Sokak köpekleri ise yiyeceğini elinden almadığınız veya eşini kıskanmadığı
sürece saldırgan değildir. Sokak köpeklerine ilişkin ilginç bir anımı anlatmadan
geçemiyeceğim; Üniversite yıllarımdaydı. Çapa veya Cerrahpaşa Hastanesi Göz kliniğine
gidiyordum. Göz kliniği için sabahın çok erken saatinde (saat 5 sıralarında)
numara almak gerekiyordu. O saatte vasıta bulmak mümkün olmadığından yürüyerek
gitmeyi tercih ediyordum. Samatya-Kocamustafapaşa yoluyla ara sokaklardan
gidiyordum. Yol kenarlarında, park etmiş arabaların altında çok sayıda sokak
köpeği vardı. Bana aldırdıkları yoktu. Ta ki bir köpeğin bana hafiften
havlamasına kadar. O andan sonra nerede köpek varsa havlayarak çevremi sardılar.
Elimdeki atkıyı sallayarak bana yaklaşmasına engel oluyordum. Belki atkının
yumuşacık bir şey olduğunu bilseler işim çok daha kötü olacaktı (!). Köpekler
havlamayı sürdürerek benimle birlikte yürüyorlardı. Gittikçe sayıları artıyordu.
Karşıdan bir bekçi geldiğini gördüm. Hiç değilse bir kısmının onun çevresinde
toplanacağından ümitlenmiştim ama ona aldırmadılar bile. Sonra ne oldu dersiniz?
Aniden yere çöktüm, köpekler çil yavrusu gibi dağıldı, kayboldu. Bu da
bildiğimiz bir taktiktir ama nedense en son aklıma geldi. Kim bilir, belki de
köpekler bu harekette yerden taş alıp atılacağı endişesini taşıyor. Hayvanların garip önsezileri olduğu kesin. Bu sanırım tüm hayvanlar için
geçerli olmakla birlikte köpeklerin korkan kişiyi tanıdığı bilinir. Köpekten
kaçarsanız size saldırır, üzerine yürürseniz kaçar. Bir inanışa göre korkanların
başından yalnızca köpeklerin görebildiği bir tür duman çıkarmış. Köpek bu dumanı
görerek korkan kişiye saldırırmış. Ne derece doğru olduğu bilinmez ama
davranışları bunu doğrular nileteliktedir. İlginçtir ki, köpekler zaman zaman kedilere de saldırdığında normal olarak
kedi kaçar. Ancak kaçacak bir yer kalmadığında kedi geri dönerek köpeğe doğru
bir tıslama sesi çıkarttığında bu defa köpek kaçar.
Konu: Hayvanları Seviyorum-4
Yazılma tarihi: 31/01/2003 23:30:57
Mesaj:
“Ya Musa! Beni nereye
götürüyorsun”
“Allah’tan bana bir emir var. En nankör kulunu ona götürmem
gerekiyormuş.”
“Ya Musa! Sahibimin kapısını beklerim. Bir parça yiyecek
verirse yerim. Az demem, çok demem. Benim ne nankörlüğümü gördün?”
Bunun
üzerine Hz. Musa ipi kendi boynuna geçirerek Allah’ın huzuruna çıkar.
“Ben
kendimden daha nankör bir kul bulamadım” der.
“Eğer o köpeği getirseydin
peygamberlikten azledilecektin” cevabını alır Hz. Musa.
Kadir Tozlu