Konuyu yazan: Sevgipinari
Konu: Hayvanları Seviyorum-4
Yazılma tarihi: 31/01/2003 23:30:57
Mesaj:

SADIK DOST

Hz. Musa’ya Allah’tan "Bana en nankör kulumu bulup getir" diye bir emir gelir. Hz. Musa koyulur yola. Bir kenarda bekliyen uyuz bir köpek görür. “Her halde bundan nankör kul yoktur” diyerek ipi boynuna geçirip götürmeye başlar. Yolda giderken köpek dile gelir;
“Ya Musa! Beni nereye götürüyorsun”
“Allah’tan bana bir emir var. En nankör kulunu ona götürmem gerekiyormuş.”
“Ya Musa! Sahibimin kapısını beklerim. Bir parça yiyecek verirse yerim. Az demem, çok demem. Benim ne nankörlüğümü gördün?”
Bunun üzerine Hz. Musa ipi kendi boynuna geçirerek Allah’ın huzuruna çıkar.
“Ben kendimden daha nankör bir kul bulamadım” der.
“Eğer o köpeği getirseydin peygamberlikten azledilecektin” cevabını alır Hz. Musa.

Merhum dedem anlatırdı bu hikayeyi. Ama köpeklerin en sadık dost olduğunu nasıl da dile getiriyor. Gerçekten de eğitildiği taktirde en zeki hayvandır köpekler.

Doğu karadeniz bölgesinin kırsal alanlarında yerleşim çok dağınıktır. Benim çocukluğumda evlerin arası 500-1000 metreyi bulurdu. Böyle olunca da evlerin güvenliği için köpek beslemek zorunlu hale gelirdi. “Köpek kapısında ürer (havlar)” diye bir deyim vardır. Gerçekten de köpekler evinin kapısında çok saldırgan olurlar, buna karşılık evin uzağında son derece uysal hayvanlardır. Köpeklerin saldırgan olanlarına “zalım” derler oralarda. Bu kelime aynı zamanda fazla ağlayan bebekler için de kullanılır.

Köpeklerin beslenmesi için özel bir köpek maması (köpek yalı) yapılır. Ama ekmek de bulsa yerler. Köpekler için bildiğimiz bir kural vardır. Köpeğe ekmek verirseniz bir daha size saldırmaz. Gerçekten de köpekler kendisine ekmek verenleri asla unutmaz ve ona saldırmaz.

Sokak köpekleri ise yiyeceğini elinden almadığınız veya eşini kıskanmadığı sürece saldırgan değildir. Sokak köpeklerine ilişkin ilginç bir anımı anlatmadan geçemiyeceğim;

Üniversite yıllarımdaydı. Çapa veya Cerrahpaşa Hastanesi Göz kliniğine gidiyordum. Göz kliniği için sabahın çok erken saatinde (saat 5 sıralarında) numara almak gerekiyordu. O saatte vasıta bulmak mümkün olmadığından yürüyerek gitmeyi tercih ediyordum. Samatya-Kocamustafapaşa yoluyla ara sokaklardan gidiyordum. Yol kenarlarında, park etmiş arabaların altında çok sayıda sokak köpeği vardı. Bana aldırdıkları yoktu. Ta ki bir köpeğin bana hafiften havlamasına kadar. O andan sonra nerede köpek varsa havlayarak çevremi sardılar. Elimdeki atkıyı sallayarak bana yaklaşmasına engel oluyordum. Belki atkının yumuşacık bir şey olduğunu bilseler işim çok daha kötü olacaktı (!). Köpekler havlamayı sürdürerek benimle birlikte yürüyorlardı. Gittikçe sayıları artıyordu. Karşıdan bir bekçi geldiğini gördüm. Hiç değilse bir kısmının onun çevresinde toplanacağından ümitlenmiştim ama ona aldırmadılar bile. Sonra ne oldu dersiniz? Aniden yere çöktüm, köpekler çil yavrusu gibi dağıldı, kayboldu. Bu da bildiğimiz bir taktiktir ama nedense en son aklıma geldi. Kim bilir, belki de köpekler bu harekette yerden taş alıp atılacağı endişesini taşıyor.

Hayvanların garip önsezileri olduğu kesin. Bu sanırım tüm hayvanlar için geçerli olmakla birlikte köpeklerin korkan kişiyi tanıdığı bilinir. Köpekten kaçarsanız size saldırır, üzerine yürürseniz kaçar. Bir inanışa göre korkanların başından yalnızca köpeklerin görebildiği bir tür duman çıkarmış. Köpek bu dumanı görerek korkan kişiye saldırırmış. Ne derece doğru olduğu bilinmez ama davranışları bunu doğrular nileteliktedir.

İlginçtir ki, köpekler zaman zaman kedilere de saldırdığında normal olarak kedi kaçar. Ancak kaçacak bir yer kalmadığında kedi geri dönerek köpeğe doğru bir tıslama sesi çıkarttığında bu defa köpek kaçar.


Kadir Tozlu


Click here to send this site to a friend!

Defterim