ÇOCUK DAVRANIŞLARINDAN ALINACAK DERSLER

Hiç çocuk davranışlarından ders almayı düşünmüş müydünüz?

Çocuklar eğitimsiz olur, bilgisiz olur. Çok şeyi bilmezler. Ama o küçücük dünyalarında örnek alınması gereken eksiklikler de vardır. Biz yetişkinlerin kötü yönleri. Bencillik, sorumsuzluk, sevgiden karşılık beklemek v.s. Bunları da çocuklar sonradan öğrenir; bizlerden öğrenir...

Şimdi anlatacağım olaylar bu tür kimlikleri henüz kazanmamış küçücük olduğu kadar pırıl pırıl yüreklerde gördüğüm imrenilecek nitelikler....

* Küçük Şevval, 7-8 yaşlarında. Zaman saman Kadir amcasının boynuna sarılarak sevgisini cömertçe verir. Bunun yanında mas mavi gözlü çok şirin bir kızdır. Ancak asıl güzelliğin ruhunda olduğunu bir akşam TV’de beğendiği bir çizgi filmi izlerken yanına oturduğumda görüyorum. Elindeki kumandayı bana uzatıyor küçük Şevval. Bunun nedenini sorduğumda
"İstediğin kanala geçebilirsin."
diyor bencillik nedir bilmeyen bu örnek insan. Sonra bu kendi güzel, ruhu güzel hanım kızın bir fotoğrafını çekmek istediğimde, derhal kuzenlerini çağırıyor;
"Gaye, Sergen, gelin fotoğraf çektiriyoruz!"
Yalnız kendi fotoğrafı yerine onlarla fotoğraf çektirmeyi tercih ediyor. Bu grubun fotoğrafından sonra bir de tek tek fotoğraflarını çekiyorum;
"Ama Sergen’i unuttun!"
diye uyarıyor beni bencillik yoksunu Şevval...

* Küçük Dilek de yine 7-8 yaşlarında. Umutla bekliyor İstanbul’dan gelecek Elif ablasını (Dilek’ten birkaç yaş büyük kuzeni). Elif ablası geliyor ama bir süre sonra barsak enfeksiyonuna yakalanıyor. Elif kız ateşler içinde, yemeden içmeden kesilmiş bitkin bir şekilde yatarken baş ucunda hastalıktan değilse bile üzüntüden solmuş bir Dilek kız var. Gözlerini dikmiş Elif Ablasına,
"Ablacığım, ne zaman iyileşeceksin?"
dercesine bakıp duruyor ablasına...

* Giresun tatilinin bitimine bir gün kala dönüş hazırlığına başlıyoruz. Eşyaları toplarken bir eksikliği fark ediyorum. Özellikle bu tatil için aldığım dijital fotoğraf makinem ortalarda yok. Üzüntümden soğuk terler döküyorum. Makineyi en son Giresun Kalesinde kullanmıştık. Son anımsadığım orda bir kanepenin üzerine bırakmış olduğum. Giresun’un harika doğasında (Batlama’da, Kümbet Yaylasında, Aksu’da) çekilen fotoğrafların yanında kendi güzel, ruhu güzel Şevval, Dilek kızların fotoğrafları da yok oldu. Misafir kaldığımız evin odalarından birinde iki gözü iki çeşme ağlayan küçük oğlumu görüyorum (12 yaşında). Belli ki bu makinenin kaybolması onu hepimizden fazla üzmüş. Ama ağlamasının asıl nedenini ağabeyine söylemiş. Fotoğraf makinesini Giresun Kalesindeki kanepenin üzerinde o da görmüş ve biraz yana iterek oraya oturmuş.
Bu olay o küçücük yürekte kaldıramayacağı bir sorumluluk duygusu oluşturuyor. Acaba kapkaççılar, başkalarının sırtından geçinenler, ülkeyi soyup yurt dışlarına kaçanlar, yaptığı inşaatlar binlerce kişiye mezar olanlar bu küçücük yüreğin duyduğu sorumluluğun kaçta kaçını duyuyorlar?

* Çocukluğumda kendi başımdan geçen bir olay... Keşke hala böyle düşünen biri olsaydım. Keşke tüm insanlar böyle olsa... İlkokula gidiyorum. Öğretmen kendisine verilen çiçekleri teşekkür ederek alıyor. Çok da güzel kokmayan ve bizim bahçelerimizde bol bulunan o çiçekler öğretmenimizi neden bu kadar mutlu ettiğini o zamanlar bilemezdim. Bildiğim yalnızca kendisine çiçek verilmesinin onu mutlu ettiğiydi. Onun için ben de bahçemden bir demet çiçek topladım. Okula gittiğimde bir arkadaşım elimdeki çiçekleri görerek benden istedi. Ben de öğretmenimize vereceğimi söylediğimde o da zaten öğretmene vereceğini söyledi. Bunun üzerine çiçekleri ona vermekte bir sakınca görmedim. Ancak ablam daha sonra durumu öğrenince küçümseyen gözlerle bana baktı ve;
"Öğretmenin gözüne o girecek!"
diye uyardı beni.
Oysa ben bu çiçekle öğretmeni mutlu etmeyi düşünüyordum, öğretmenin gözüne girmeyi değil. Yetişkin insanların kaçı böyle düşünüyor? Yardımları, sevgileri karşılıksız kaç yetişkin kişi var?

Çocukların masum ve pırıl pırıl dünyasından alınacak çok dersler var almasını bilenler için. Belki yukarıdakine benzer birçok olayı Heidi ve Pollyanna romanlarında da görebilirsiniz. Ama ben bu tür olayları yetişkinlerin dünyasında görmeyi çok isterdim.

Çocuklarınki kadar saf olmasa bile hepinize benden kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum...

Kadir Tozlu
25/08/2003


BİR KONUK GÖRÜŞÜ


Çocuklar yetişkinlere en başta sevginin masumluğunu ve mutluluğu öğretiyor.
Çok nefisti, kaleminiz daim olsun.
Sevgilerimle Kadir Abicim.
Ayşe Bakkalcı-12.12.2007

Defterim