BABALAR KIZLARINI KIRMAZ

Babam benim, babalar kızlarını kırmaz. Siz beni kıracak bir şey yapmadınız. Cumartesi mide kanaması geçirdim. O gün bu gündür yatıyorum hastanede. Sesim ve moralim kötüydü. Siz anlarsınız diye ben de telefonlara cevap veremedim. Oteli de ararsınız diye arkadaşlarımı tembihledim. Babalar günü ise çok baygındım ve kendi babamın gününü bile kutlayamadım. Seni üzmek, kırmak değildi amacım. SENİ ÇOK SEVİYORUM BABACIM. Allah nasip ederse yarın öğleden sonra çıkacağım hastaneden.

Babalar günü beni çok duygulandırır. Her yıl haziranın üçüncü pazarını heyecanla beklerim. Çünkü o gün kızlarımdan sevgi ve kutlama mesajları alırım.

Gerçek bir baba gibi...

 

Bu yıl da bir babalar gününü geride bıraktık. Kutlamalar aldım. Duygulandım, zaman zaman göz yaşlarımı tutamadım.

 

Ama içimde bir burukluk vardı. Bir melek kızımdan hiç mesaj alamamıştım. Turizm ve Otelcilik bölümünde öğrenim gören ve aynı zamanda bir otelin resepsiyonunda çalışan bu kızıma biraz sitem, biraz da hatırlatma niteliğinde babalar günü ertesinde kısacık bir SMS mesajı gönderdi. Yalnızca bu kadarcık.. :((

 

Ona da cevap alamadım. Ben mi ona kırıldım, yoksa onu kıracak bir hareketi ben mi yaptım bilmiyorum, ama kızımla bağlantı kurmak istiyorum... Çalıştığı otele telefon ettim, “Otel dışında!” yanıtını aldım. Telefonları cevap vermiyor. Bir değişiklik olsun diye başka bir telefondan aradım, sanki başka bir ses yanıtladı, ama sesimi duyar duymaz telefonu kapattı...

Neler oluyor?

 

Bir kere daha denedim. Bu defa eşimin cep telefonundan aradım. Açtı kızım, “Nasılsın kızım!” diye hatırını sordum ama yine sesimi duyar duymaz telefonu kapattı.

 

Kızım artık benimle görüşmek istemiyordu.

Şok oldum adeta.

Durdukça, düşündükçe daha kötü oluyordum.

 

Kendimi sakinleştirmek için sevdiğim insanlara telefon açıp sohbet etmeyi denedim. Antalya’daki bir yeğenimi aradım. Ama daha sesimi duyar duymaz

“Dayıcığım, hayrola, neden sesin böyle geliyor?”

“Kızım benimle görüşmek istemiyor” dedim... “Ona ulaşabileceğim tüm yolları kapadı. Çok üzülüyorum...”

 

Daha fazla konuşamadım... Çünkü hıçkırıklara boğuldum... Yeğenimin beni sakinleştirmek için söylediklerini dinledikten sonra telefonu kapatmak zorunda kaldım...

 

Sen üzülme dayıcım. Senin yanında seni çok çok, canından çok seven bir kızın olduğunu, sonuna kadar yanında olduğumu unutma. Senin için dünyayı yakarım ben. Canımsın.

 

Eşim beni çok üzgün gördü. Nedenini sorduğunda zor konuşarak anlattım... O da beni teselli etti. Kolonya ile sakinleştirdi. Daha doğrusu çalıştı... Tabi ben de...

 

Her yolun bir sonu vardır. Bu yolun da sonu böyle olmalı. Ama ben bu kızımın bu şekilde telefonları yüzüme kapatarak değil de artık aramızdaki baba-kız ilişkisini anlamsız gördüğünü açıkça bana söylemesini beklerdim...

 

Belki o zaman daha mı iyi olurdu?

Bilemem ki, olmadan nasıl bilirim....

 

Kızımla olan email, chat ve SMS dahil tüm yazışmaları tarih sırasına göre sıraladım ve bir dosyaya yerleştirdim. Bir de kapak yaptım, kapak kompozisyonunda her bir satırı ayrı renk tonunda yazılmış gök kuşağını andıran ve içeriği aşağıda gösterilen satırların doldurduğu bir sayfa ve sayfanın ortasında kızımın bir resmi, sayfanın başında ise güzel bir fontla yazılmış “Gülümle sevgi yazışmaları” başlığı var....;

SENİ ÇOOOOKKKK SEVİYYOOORRRUUUUUMMM BABACIIIMMMM

 

Bu dosyayı aramızdaki bu sevgi bağını anımsaması için ona gönderecektim. Ertesi günü kızıma son bir mesaj göndererek kendisini kıracak birşey yapmışsam özür dilediğimi, kendisini artık rahatsız etmeyeceğimi, buna rağmen çok üzgün olduğumu ve aramızdaki yazışmaları kendisine kargoyla göndereceğimi yazdım.... Bir de kendisini her zaman gerçek bir kızım gibi seveceğimi yazdım...

Bir süre sonra sayfanın başındaki mesajı aldım....

Böyle bir mesaj alınınca nasıl duygulanır insan, sizler de düşünedurun, yazıya biraz ara vereyim... Devamını da sizlerle paylaşacağım...

Bugün...

 

Kadir Tozlu

25/06/2004

 

Kızım hasta olduğuna mı üzüleyim, birşey yapamadığıma mı yoksa onu yanlış değerlendirdiğime mi?

Telefonla aramaya çekiniyorum çünkü kızım konuşabilecek durumda değildir belki...

Bir SMS mesajında hastalığı için üzüldüğümü, kendisiyle konuşmak istediğimi ve müsait olduğunda bana bir çağrı göndermesini yazdım.

 

Çalıştığı oteli aradım. Kızımın hangi hastanede olduğunu öğrenmek istedim. Ama telefona cevap veren kişi rol yapmayı sürdürüyor, onun hasta olmadığını, sınava gitmek üzere şu an vapurda olduğunu söylüyor.

 

Bir zaman sonra kızımdan beklediğim çağrı geliyor. Gelen çağrıda numara gizli ama bunun kızımdan geldiğini tahmin ediyorum, çünkü “babalar bilir”.

 

Telefon ediyorum, gerçekten oymuş. Kızım dalgınlıkla numaranın gizli olduğunu fark etmemiş. Gerçekten sesi biraz hastalıktan, biraz üzüntüden bayağı değişik çıkıyordu. Hatta bir de öksürük krizine de tutuldu. Kızımı daha fazla yormaya çekindiğimden konuşmayı bitirdim. Bu konuşmada onu hastaneden taburcu etmek için annesinin yanında bulunduğunu, ayrıca çalıştığı oteldeki bir iş arkadaşının bana verdiği yanlış bilgiden de haberdar olduğunu öğrendim. O arkadaşı adına da benden özür diledi....

 

Bir gün sonra kızımı telefonla aradım. Evindeydi. Artık sesi daha güzel çıkıyordu... Kızımla hasret giderdik. Ona kendisini öz kızım kadar sevdiğimi söyledim, o da bana. Bunları daha önce de söylerdik (ekli linkten 4 nolu mesaj http://www.sevgipinari.com/ziyaretci.htm) ama bu olay uygulamalı oldu.

 

Bu gün kızımın kep töreni var. Gidebileceğinden emin değil ama çalıştığı yerden bir arabayla götüreceklerini söyledi. Kep töreninde bulunmayı ne kadar isterdim, ama iş durumum müsait değil... Kendisine üzüntülerimi bildirdim, kendisine dikkat etmesini söyledim...

 

Jale annesini, Murat abisini sordu. Selam gönderdi. Yaz tatilinde bizleri mutlaka bekliyor. Allah kısmet ederse gideceğim ve kızımla hasret gidereceğim...

 

Kızımı çok seviyorum...

 

O da beni...

 

Sevgiler....

 

Kadir Tozlu

25/06/2004

Click here to send this site to a friend!

Defterim