AYDIN BABAYEV
O, halkının kurtuluşu için kendisini feda etmiş bir kahramandır…
O bir bayraktır ülkesindeki dikta rejimine karşı savaşım verenler için.…
O benim aslan oğlumdur kendisiyle gurur duyduğum.…
Şiirlerinden tanıdım kendisini. Yorumlar yazdım şiirlerine. Özeline de yazdım.
Bu yalnızca 21 yaşındaki gencecik, ama gönlü ve cesaretiyle büyük, şair ruhlu
insana “oğlum” demek geldi içimden.
Duygulandı bu güzel insan. Beni bir manevi baba bildi ve benim için
“Süper Baba” adlı şiiri yazdı.
İstanbul’un Küçükçekmece semtinde oturuyordu ama görüşme fırsatımız olmadı.
Buna karşılık öylesine baba oğul olduk ki onunla, ancak yaşayanlar bilir….
Kendi yaşamı, yakınları, yoksul kişileri konu alanlar dışında ülkesindeki dikta
rejimini yeren şiirleri de vardı. Şiirlerini yorum almak için sevdiği kişilerin
özellerine gönderirdi. Tabi ki benim de… Herkes gibi ben de görüşlerimi yazardım.
Ülkesine döndükten sonra daha seyrek yazışabildik ama aramızdaki baba-oğul ilişkisi sürdü.
Boş durmadı ülkesinde. Anladığım kadarıyla öncelikle babasının hapisten kurtulması için çok
çaba harcadı. Öyle ki, İstanbul’da kazandığı tüm parayı bu iş için harcamıştı.
Son zamanlardaki yazışmalarımız baba-oğul bağımızı öylesine güçlendirdi ki anlatılamaz.
Bana yazdığı 18 Ağustos 2006 tarihli mesajı sizlerle paylaşmak isterim;
“Baba estafurullah, ben sana kusmushum... benim hududum ne sana karshi sayqisizlik yapayim,
aklindan bile gecirme... Azerbaycana gelince eyer gelirsen baba kollarimda dolashdiririm seni
bu odlar yurdunu, inan bana baba Bakuyu titretirim mutlu olman icin. Her zaman icin icimde
bir umut olucak birgun Odlar yurduna geliceksin, o nurlu ayagini bu topraga basicaksin diye.
Shire gelince baba cok mutlu oldum, lutfen hic zaman kayb etme, hemen kayd et.
hersheyi unut baba mutlu kal hep, benimle ilishkiyi kesme, harbi sen beni unutsan bile,
ben sana kalbimden mesajlar aticagim...”
İşte böyleydi benim Aydın oğlum.
Ülkesindeki rejime karşı yalnızca yazdığı şiirlerle değil, eylemleriyle de savaş veren Aydın oğlum,
bu savaşımında sağlığını yitirmişti. Son mesajında yaşam umutlarını kaybetmişti.
Kendisine yurt dışında tedavi ettirilme teklifi olmasına karşın kendi ülkesinde ölmek
istediğini yazıyordu.
Ona Allah’tan ümidi kesmemesi ve olanak varsa yurt dışına tedavi için gitmesini önerdim.
Hatta bununla da kalmadım, sanal çevremden bu konuda yardım istedim. Onların mesajlarını
da kendisine ilettim. Bu mesajlar kendisine ulaştı mı bilmiyorum ama bir süre sonra yurt
dışına (İran’a) gittiğini duydum. Bir süre sonra da ölüm haberini aldım…
O bir şehit. Halkı için kendisini feda etti ve bu savaşı verenlere bayrak oldu.
Onunla gurur duysam da, ölümüne üzülmediğimi söylesem de kendi kendimi kandırıyorum.
Neden artık yazmak zor geliyor bana?
Bir şey var ki vicdanımı rahatsız edip duruyor. Doğru yaptığımı düşünerek yapmıştım ama
bundan emin değilim. “Ülkemde ölmek istiyorum” diyen Aydın oğlumu yurt dışında tedavi
olması için ikna etme çabalarında haksız mıydım acaba?
Son isteği olan ülkesinde ölme isteğine kavuşamadın...
İçim yanıyor oğlum...
Keşke senin yerine benim canımı alsaydı Rabbim…
Gerçi senin açtığın yolda yürüyecek nice Aydınlar çıkar ama…
Yine de senin yaşamanı isterdim…
Öyle olmasa bile kendi ülkende ölmeni…
Nerelerdesin oğlum?…
Dualarımı, sevgimi hissediyor musun?
Sevgin içimde hep yaşayacak oğlum…
Yaşadığım sürece seni asla unutamayacağım.
Kadir Tozlu
08/10/2006
NOT: Bu yazıyı yazdıktan bir süre sonra Aydın Oğlumun İran'da bir yerde yaşadığı ve ağır
yaralı olduğu haberini aldım. Daha sonra ülkesine de döndü, af çıktı diye duydum.
Ama bir süre sonra onunla bağlantımız kesildi...
Ülkesinden birinden aldığım habere göre hapse atılmış:(
Allah kurtarsın...
Umarım kurtulduğu günleri görürüm...
Dualarım seninle oğlum.
DOST KALEMLERDEN İNCİLER
YAZIQ
Aman qardaş... bele tale olarmı?
Bahar vaxtı şaxta vuran gülüne yazıq.
Ne qeder sevirdin sen bu heyatı,
Arxanca ağlayan o qıza yazıq.
Şe'rlerin qaldı bize xatire,
Ölüm alın yazın her şey behane.
İyirmi iki illik cavan ömrüne,
Qara gözlerine, özüne yazıq.
Üreyinde neçe arzun, neçe muradın
Yazmadığın neçe şe'r yarımçıq qaldı.
Belke... deyilmemiş bir sözün vardı?
Derdini demeyen diline yazıq.
Bir şair üreyi alıb qoynuna,
Torpaq da ağladı uca boyuna.
De'vet almadılar dostlar toyuna,
Beylik libasına, gerdeye yazıq.
Gülnare Esgerzade-23.10.2006
(Aydın Babayeve ithaf)
|
KONUK GÖRÜŞLERİ
Aydının son yazdığı mektubu keşke okumasaydım hani ben ölüyorum diye... Yüreğim orada kaldı..
Bir insanın ölümü bile bile geleceğini bile bile yazması ve 10 gün sonra ölmesi...
yüreğim hala kanıyor
Perinur Olgun-15.11.2006
Sn. Kadir Tozlu, göz yaşlarımla okudum bu yazınızı. Aydın Babayev benim bir şiirime yorum yazmıştı.
Yeni tanışmıştık, lakin çabuk gitti aramızdan. Vefasız oldu onu sevenleri bırakıp gitti. Mekanı
Cennet olsun, siz sağolun.
Gülnare Aliyarkızı-23.10.2006
Çok hüzünlü bir mektup, etkilenmemek elde değil... Ama ben bu yorumu yazarken Kardeşimiz Aydın'ın
yaşadığını da bilmek bir o kadar sevinç verici... Allah'tan kardeşimizi her daim koruması, ona
gücü, kuvveti vermesidir dileğim. Dualarımız hep kendisiyle ve vatanı için kanının son damlasına
kadar savasanlar içindir... Kadir Abi, sizi de bu güzel satırlarınız için yürekten kutluyorum...
Saygılar sevgiler
Fatma Çağlayan-23.10.2006
Yazacak söz bulamiyorum. Mekani cennet, ruhu sad olsun. Saygilarimla
Leyla Saliha Tersakan-12.10.2006
|

|