A F F E T M E K - 2
Affetmek…
Hani o huzur veren davranış…
Ne hakkı gasp edilmişliğin verdiği eziklik kalır, ne kin, ne de nefret…
Yeniden doğmuş gibi hisseder kişi kendini…
Affetmek bir erdemdir…
Affetmek büyüklüğün şanındandır…
Her zaman öyle midir acaba?
Bazı durumlarda yazık ki affetmek bu kadar hoş olmamaktadır.
Çünkü tüm bu erdemler hakkı gasp edilmiş kişinin affetmesi sonucu oluşmaktadır.
Oysa ki hep yapılagelmiş olan bir şey vardır ki; bu tanıma hiç uymaz.
Hükümetlerin çıkarttığı af yasalarından söz ediyorum.
Üç beş oy için, hakkı gasp edilenlere sormadan katiller, sapıklar, soyguncular salıverilir.
Sonra da oy hesapları veya alınan oyların karşılığı olduğu söylenmez, çeşitli nedenler ileri sürülür.
Hapishanelerin devlete yük olması v.s. gibi…
Aslında salıverilen katiller, sapıklar, soyguncuların oylarıyla iktidarda olmak nasıl bir
histir bilinmez ama onların oylarına karşılık hakkı gasp edilmiş kişilerin kaybedilen oylarını
nasıl hesaba katıyorlar bilinmez…
Olaya bir de fıkıh açısından bakmak isterim. Fıkıh bilgisi iyi olanlar isterse konuyu daha iyi
inceleyebilirler. Bilindiği gibi rahmeti yeri göğü kuşatan Yüce Allah’ın kul hakkı yiyenlerin hak
sahibi ile helalaşmamaları durumunda tövbelerinin kabul etmeyeceğine ilişkin hadisler bulunmaktadır.
Gücü ve rahmeti sonsuz olan Yüce Allah, hiç kimseye verilecek hesabı da yokken kul hakkını affetme
yetkisini kendisinde görmemektedir. Hal böyle iken hükümetler bu hakkı kendilerinde görebilmektedirler.
Olayın garipliğini anlamak bakımından şöyle bir senaryo düşünelim; İki kişi münakaşa ediyor.
Daha doğrusu biri diğerini cezalandırarak haklarını almak istiyor. Olaya dışardan yaklaşan biri sesleniyor;
“Hey, neden o kişiyi cezalandırıyorsun?”
“O benim hakkımı gasp etti.”
“Olsun bırak onu. Ben onu affettim.”
Ne kadar garip kaçıyor değil mi olayla ilgisi olmayan üçüncü kişinin affetmesi?
Şimdi bir de senaryoyu şöyle sürdürelim; O üçüncü kişi biryandan da kulağından tutmuş birini sürüklüyor.
Hakkı gasp edilen kişi soruyor bu üçüncü kişiye;
“Peki neden o kişiyi (Kulağından tuttuğun kişiyi) affetmiyorsun?”
“Onu affetmem, çünkü o bana karşı suç işledi...”
Bu hükümetlerin devlete karşı suç adı altında ve birçok ülkede suç bile sayılmayan siyasi
suçlar veya düşünce suçlarını affetmemesinin garipliğini göstermektedir.
Yüce Allah, şirk (inkarcılık) dışında kendisine karşı işlenen, Allah’ın emirlerine karşı gelme
şeklindeki suçların tövbe edilmesi durumunda affedilebileceğini müjdeler. Kul hakları için ise
o kul ile helalleşme şartını koyarken, bizim hükümetler devlete karşı olan suçları bağışlamazken
kişilerin birbirlerine karşı işledikleri suçları hakkı gasp edilene hiç sormadan affetmektedir.
Ne diyelim !
Katillere, sapıklara, soygunculara, hortumculara minnet borcu ancak böyle ödenebilir.
Kadir Tozlu
29/05/2005
KONUK GÖRÜŞLERİ
Kadir Bey, tebrik ederim. Güzel bir çalışma olmuş. Yıllardır gazetede köşe yazarıyım,
bu denli güzel, sonuna kadar okuduğum ender çalışmalardan biri yazınız. Bazıları yazının
başında ne demek istediklerini açığa vururlar acemice ama sizinki sonuna kadar bir biriyle
ilişkili olmuş. Çok güzel bir çalışma, kutlarım
Midayet Kara-05.11.2009
Güzel bir konuyu ele almışsınız efendim. Yüreğinize sağlık. Zevkle okudum. Sevgiyle kalın.
Menekşe Gülay-02.02.2009
Babişkom Harikasın...Kutlarım...
Ben Seni Çok Seviyorum...
Bitimsiz Sevgilerimle...
İzabell-29.05.2008
Bir insan bu kadar mı gerçekçi olur yaa?
Ne diyorsanız altına imza atası geliyor insanın...
Sizi seviyorum can babacım...
Figen Meltem Ege-03.11.2007
Affetmek yüce davranış, Affetmek bir erdemdir…
Affetmek büyüklüğün şanındandır…
Ellerinize sağlık, sizi burda görünce çok mutlu oldum. Sevgiyle kalın. Diğer şiirleride okuyacağım işallah
Jale Keskin-06.08.2006
Suçsuz insanlarında yara alması üzücü...
Güzelliğiyle YAŞAMAK varken.
Yüreğinize sağlık Kadir abim.
Sevgiyle mutlu kalın.
Ayşe Bakkalcı-17.07.2006
|

|